Üniversite Tercih, YKS 2021-22

2021-2022 yılı için Covid-19 gölgesinde geçen bir buçuk yıl sonrasında yapılan sınav sonuçları 28 Temmuz 2021 günü açıklandı. Yaklaşık iki buçuk milyon genç yaz sıcağında maskelerle sınava girdi. Sonuçları pek çok yönden analiz edilebilir: Başarı oranı, SAY, EA, SÖZ, Dil gibi kategorilerde sıfır çekenler barajı aşanlar, seçme hakkı kazananlar…

Klâsik olarak bu sınav sonucu ve bu alınan sonuçlara bağlı yapılacak tercihler  büyük çoğunluğu 18 yaşında olan gençlerin muhtemel ortalama  90-100 yıl olacak ortalama ömürleri düşünüldüğünde kalan yaşamları için 80 yıllık bir dönemi etkileyecek en önemli kavşak olacaktır. Bu nedenle bu kadar emek ve stres sonrası son adım olarak yapılacak tercihler tüm bunların değerini artırabilecek ya da azaltabilecektir.

2000 yılından beri özel bir ilgi alanı olarak tüm bölümlere en son giren adayın başarı sıralamaları (BS), kontenjanlar, yerleşenler gibi verileri tutmaktayım. Bu verilerden yıllar içinde hangi bölüm ve mesleklerin tercih edildiği, trend, geleceğe yönelik öngörüler, hatta ülkenin ekonomik durumu bile gözlenebiliyor. Şöyle ki kriz yıllarını izleyen  dönemlerde vakıf üniversitesi denilen ücretli okullara taleplerde belirgin bir düşme görülüyor.

Hangi üniversite, hangi bölüm? Önceki yıllar verisine bakarak puan, başarı sırası ile girebileceğim en üst sıradaki bölümleri mi sıralamalıyım tercih listemde? Yoksa, gelecekte yıldız olacak mesleklere yönelik bir seçme mi yapmam gerekir? Ya da mezun olur olmaz iş bulabileceğim bir meslek, evime yakın yaşadığım şehirde mi kalsam, yuvadan uçarak kendime olan güveni artıracak bir girişimde mi bulunsam, yurtdışında lisansüstü yapabileceğim bir dal mı seçsem? Ailem, annem-babamın istediği bir bölüme girmem de düşünülebilir. Vakıf mı, devlet mi? Onlarca, yüzlerce soru, hayata daha yeni başlayacak deneyimsiz gençler için.

Sadede gelirsek, bence en önemli kriterin sevebileceğimiz yani yatkın olduğumuz, olmak istediğimiz bir alana girmek başta olması mantıklı olacaktır. Bu konuda çevreden, aileden, arkadaşlardan pek çok itiraz ve olumsuz tepki gelecektir emin olun. Ancak pek çoklarının da hemen söyleyeceği gibi sevebileceğimiz bir işi yapmak iş olmaktan öte zevk olacağından üstüne üstlük bu sevgi bizim yeteneklerimize de uygun olacağından hayatta mutlu olma ve başarı şansını artıracaktır.

Öncelikle hangi bölüm? Yıllar içinde gelişen tercih trendine baktığımızda 2020 yılında en yüksek Sayısal Başarı Sırası (SAY-BS) olan adayların ilk 10 tercihleri arasında 6 tıp, 3 bilgisayar ve 1 elektronik mühendisliği var. Bu durum 2015 yılında 3 tıp, 3 elektronik, 2 bilgisayar ve 2 endüstri mühendisliği şeklinde imiş. 2012 lere gidildiğinde makine mühendisliği yer alıyor ilk 10’da. Daha da eskilere gidildiğinde Kimya Mühendisliği en çok istenen bölüm olmuş. Aynı durum EA tercihlerinde de geçerli Şimdilerde en yüksek puan alanlar hukuk fakültelerini tercih etmekte; 5 hukuk, 2 işletme, 1 ekonomi, 1 iktisat, 1 yönetim bilimleri. Halbuki 2012 yılında bu durum 2 hukuk, 2 psikoloji, 2 işletme, 2 uluslararası ilişkiler, 1 ekonomi, 1 iktisat olarak olarak gerçekleşmiş.

Gelecek Yapay Zeka (AI) temelli uygulamalar, IoT, Robotik, Big Data, Veri Bilimi ve Analitik, Genetik vb yeni alanlar üzerine kurulacağı göz önüne alınarak seçim yapılmalıdır. Dünya Ekonomik Forumu – İşlerin Geleceği 2020 Raporuna göre 2025 yılında aranan ve pozisyon alınması gereken meslekler:

  1. Veri Analisti ve Veri Bilimci
  2. Büyük Veri Mühendisi
  3. Veri Güvenliği Uzmanı
  4. Yapay Zeka Uzmanı
  5. Yazılım ve Uygulama Geliştirme Uzmanı
  6. IoT (Nesnelerin İnterneti) Uzmanı
  7. Alternatif Enerji Uzmanı
  8. 3D Üretim Mühendisi
  9. Dijital Pazarlama ve Strateji Uzmanı
  10. Risk Yönetimi Uzmanı,

Bunlara eklenebilecek yeni bir konu da Covid-19 sürecinde ortaya çıkan “uzaktan eğitim ve işyapma uzmanı” olacaktır. Bu listeden çıkarılacak ana fikir herkesin yazılımcı, bilgisayar mühendisi olması gerekliliği değil. Aslında bu yönlendirme ülkelerin teknolojik seviyelerine göre farklı anlamlar taşıyor. Şöyle ki ABD, Çin, Kore, Japonya gibi yeni teknoloji ortaya koyan ülkelerde daha çok AR-GE mühendis, tasarımcı ihtiyacı ortaya çıkarken henüz gelişmekte olan ülkeler için daha çok kullanıcı seviyede veri analizci, yazılımcı gibi uygulama mühendis ve kullanıcılar aranacaktır.

Buna paralel olarak, bence, bizde puanı çok yüksek olan iyi üniversitelerin bilgisayar bölümlerine giremeyecek olanların matematik, istatistik gibi veri analiz yöntemlerine götürecek bölümlerde lisans eğitimi yaptıktan sonra ya da yaparken yazılım alanında uzmanlaşarak çok daha etkin meslek sahibi olabilirler. Bu konuda Dünya Ekonomik Forumu – İşlerin Geleceği 2020 Raporu orjinali olmazsa Türkçesi tercih öncesi okunmalıdır, diyorum.

Gelişen teknoloji değişen yaşam şekli, pandemiler sonrası İngiltere’de yeni bir konu tartışılıyor: “Mickey Mouse Degree-Miki Fare Diploması”. Wikipedi tanımı şöyle: “Mickey Mouse degrees is a term for university degree courses regarded as worthless or irrelevant- Değersiz, anlamsız alakasız üniversite diploma ve kursları.” Kısaca mezuniyet sonrası iş bulma, bilimsel araştırma yapma, bir işe yarama konularında pek katkısı olmayacak boşa harcanan zaman ve para gerektiren bölümler, kurslar. Bunların neler olduğu, olacağı ülkelere, zamana ve uygulamaya göre değişebilir. Detaylar internette…

“Türkiye’de çalışanların sadece yüzde 7’si işini seviyor”, “Türkiye’de çalışanların yüzde 63’ü, işyerine bağlı olmadığını söylüyor” şeklinde haberler sıkça karşımıza çıkmaktadır. Bu durum diğer ülkeler için de farklı oranlarda olmak üzere geçerli. Onsekiz yaşında hala bir fikri olmayanlar ya da etraftan, anne-babadan, öğretmeninden “sen şu olmalısın” önerisi almayanlar için internet üzerinde yetenekleri ve ilgi alanlarını ortaya çıkaran testler var. Daha profesyonel bir yaklaşım tercih edilirse bu işi yapan firmalar var.

Hangi üniversite? Bu da hedefe ve olanaklara bağlı. Hedef yurtdışı ise uluslararası listelerde üstte yer alan okullar tercih edilmeli. Tabi yaşanılan şehir, ekonomik olanaklar, istenen bölüm yer alma durumu ve diğer birçok etken var bu seçimde. Eğer üst sıralarda iseniz bölüm seçimi yanında üniversite de çok önemli. Çok istenen bir bölümü daha az bilinen bir okulda okumak yerine daha iyi bir okulun ikinci derece bir tercih edilen bir bölümünde bitirmek çok daha fayda sağlayabilir.

Tercih sıralamasında, bence BS olarak en sonlarda girilebilecek bir bölüm yerine, daha ortalarda yer alabileceğiniz hatta başlarda olabilecek bir bölüm üniversite döneminde daha rahat etmenize, daha iyi notlarla mezun olmanıza vesile olabilecektir. Çok tercih edilen bir alanda “vasat” bir derece yerine daha az bilinen, tercih edilen bir alanda “en iyi” olmak daha iyi olacaktır.

Vakıf mı Devlet üniversite mi? Çok iyi devlet üniversiteleri yanında çok iyi vakıf üniversiteleri de var, ülkemizde her ne kadar uluslararası ilk 500 ya da ilk bine giren üniversite sayımız az olmasına karşın. Burada “çok iyi” sıfatı nereye gideceğine uluslararası derecelendirme kuruluşları yayınlarına, sıralamalarına bakılarak kolayca görülebilecektir. Tabi tam burslular haricinde bu konuda diğer bir önemli etken de ailenin mali-ekonomik durumu. ABD’de üniversite ile ilgili mâli konular genelde öğrencinin kendi adına aldığı ve daha sonra ödeyeceği kredi ile çözümlenirken bizde ailenin desteği önemli.

Hem akademisyen hem de özel sektörde uzun yıllar görev yapan öğretim üyelerinden gelen geri beslemeye göre: “Bir üniversitenin özellikle belirli bir bölümün kalitesini belirleyen en önemli kriterlerden biri de önceki mezunların o alanda ne gibi pozisyonlara geldiğidir. Çok daha üst başarı sırası ile girilebilen üniversitelerden daha alt sıralarda girilebilmesine rağmen özel sektörde önemli pozisyonlara gelen mezunlar veren üniversite bölümleri vardır. Bunun nedeni disiplinle uygulanan ders kalitesi ve işe yönelik yaklaşımlardır. Bu bölümlerin öğrencileri neredeyse son sınıfta işe girmiş olmaktadırlar. Önemli pozisyonlara gelen eski mezunlar ise işe alımlarda ve terfilerde kendi bölümlerinden mezun olanlara öncelik verme eğilimindedirler.” Bazı üniversitelerin mezunlarının nerede çalışmakta olduğu bilgileri yayınlanmaktadır. Ancak bu konuda çok daha geniş kapsamlı bir analiz raporu hem akademisyenlere hem bu okuldan mezun olanlara hem de üniversite seçme aşamasında hatta çok daha önceden adaylara tercih konusunda çok değerli bilgiler sağlayabilecktir.

Yine yurt dışında, özellikle ABD’de lisansüstü eğitime kabul aşamalarında üniversitelerin ve hatta bölümlerin kümelendiği ve kabul aldığı üniversiteler vardır. Bu bölümlerde daha önce üstün başarı ile kabul alan öğrencilerin referans olması ile buralardan mezun olanların tercih edilme durumu vardır.

TÜBİTAK tarafından Üniversite hacim ve kalite göstergeleri temelinde yetkinlik analizi, gerçekleştirilmiş 2020 yılında yayınlanan bu dokümanda yayınların dünyaya görece bağıl atıf etkisi ve üniversitenin dünya çapında en fazla atıf alan ilk %10’luk dilime girmiş yayın sayısı göstergelerinden oluşan kalite boyutu, bu göstergelere ek olarak akademisyenlerin araştırma verimliliği; Ar-Ge ve yenilik projelerinin niteliği; patentler tarafından atıflanmış yayın sayısı; ve uluslararası işbirlikleri ile ülkemizin/üniversitenin uluslararasılaşmasına katkısı hususlarına yönelik göstergeler yer almaktadır. Bu linke tıklayarak PDF olarak doküman görülebilir.

Bu konuda Üniversite Araştırmaları Labaratuvarı bünyesinde Prof. Dr. Engin KARADAĞ, Prof. Dr. Cemil YÜCEL tarafından her yıl yayınlanan Devlet Üniversiteleri ve Fakülteleri Sıralaması dokümanı da incelenmelidir. Devlet Üniversitesi ve Fakülteleri Sıralamasının (DÜS) temel amacı Türkiye’deki devlet üniversiteleri ve bu üniversitelere bağlı fakülteleri akademik teşvik performanslarına göre sıralamaktadır.

Bir diğer çalışmada internet yorumlarına göz atmak olabilir. Tümü gerçekleri yansıtmasa da farklı sitelerdeki yorumlarda belirli bir konuda, üniversite-bölüm-iş olanakları-öğretim kadrosu-yaşam ve ortam, kümelenme varsa üzerinde düşünmeye değer. Bu konuda “ekşi” yorumları düşündürücü, eğlenceli ve yönlendirici olabilir.

Uzun ve meşakkatli 12 senelik eğitim süreci, 135+180, 5 saati aşan bir sınav süreci ve belki birkaç saatte yapılabilecek bir tercih çalışması yaşamımızın geri kalanını etkileyecek bir sacayağı oluşturmaktadır. Bu nedenle çok daha fazla emek ve gayret sarf edilen ilk iki konu üzerine yapılabilecek yanlış ya da daha az etkin bir tercih ile marjinal fayda azalırken doğru yapılacak bir tercih ilk iki konunun faydasını katlayacaktır. Örneğin doğru analiz edilmeden yapılabilecek bir tercihle bir yere yerleşememe riski varken hiç şansı yokken çok daha yüksek bir BS gerektiren bir bölüme girme olasılığı vardır. Önceki yılların BS sına bakarak bir yıl önce BS 200.000 olan bir bölüme 2020 yılında kontenjanı “dolmadı” ibaresi yer almaktadır. Bunu anlamı bu yıl için tercih yapma hakkı BS 1.000.000  olan bir gencin bu bölümü yazmış olması halinde kazanma şansıdır.

Üniversite, bölüm, gelecek gibi kriterlerde seçim kriterleri yanında bence en önemli nokta öğrencinin yetkinlik alanı. Bunu görebilmek aslında çok basit. Bir tabloya TYT ve AYT netler yazılır, sonra YÖK ATLAS “Programlarına Taban Puanına Göre Yerleşen Son Kişinin Netleri” sihirbazı ile taslak olarak tercih yapılacak bölümler altalta yazılır. Bu tablo ile kendi yeteneğimiz ile bu bölüme bir önceki yıl girenlerin yetenekleri, AOBP ve netleri karşılaştırılarak bir yer bulunabilir. Ancak bir önceki yılın netleri ile içinde bulunduğumuz yılın karşılaştırmasını yapabilmek için bu yılın netleri belirli bir katsayı ile çarpılabilir. Örneğin geçen yıl Matemetik Net ortalama 10 bu yıl 6 ise, geçen yıl netleri %60 az olacak şekilde bir yaklaşım doğru olabilir. Geçen yıl sınava girmiş ve bu yıl tekrar girenlerin işi daha kolay: Onlar geçen yıl kendi netleri ile YÖK sihirbazı netlerini karşılaştırabilirler.

Bu nedenlerle bu tercih dönemini en verimli bir şekilde değerlendirmek için önce kendimizi sonra üniversiteleri, bölümleri, müfredatlarını, öğretim görevlilerini, daha önceki yıllardaki tercihleri, gelecekle ilgili öngörü ve trendleri kriter olarak önümüze alıp tüm yaşamımızı etkileyecek tercih listemiz buna göre hazırlamanız gerekmektedir.

İnsanın özgürlüğü istediği her şeyi yapabilmesinde değil, istemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamasındadır. Jean Jacques Rousseau

Kolay gelsin…

dr Cengiz Yardibi, BSEE-MSEE, MBA, MA, PhD İşletme, E Dz Kur Yb, Ultra-Marathon Runner. Ankara 29 Temmuz 2021

yardibi.cengiz@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.