…de ne kazandın? … so what?

2020, bir yılda, yaklaşık 300 saat ve 3.300 kilometre koşmuşum, kayıtlarıma göre. Uç uca eklersek 12.5 tam gün (x24 saat); diğer bir ölçü birimine göre Edirne’den Ardahan’a gidiş geliş (2×1.600 km.)

Peki şimdi biri kalkıp sorsa, bu kadar zaman harcadın, enerji, ayakkabı, su; seni görünce üzerine doğru hızlanan arabalar, başıboş köpeklerden tırsmalar, corona… de ne kazandın?

2020 öncesi en azından koşular olurdu. Bu vesile ile farklı şehirlerde farklı olaylara katılma hem koşu hem gezi farklı idi. Yol durumu, rota inceleme, hedefler belirlenir buna göre çalışmalar yönlendirilirdi. Ultramaratonlar için bu hazırlık çok daha gerekli ve önemli idi; çünkü ortada dağın başında kaybolma, sakatlık gibi riskler de vardı, Erciyes Skytrail 14 saatte tamamlandığı için.

Bir yıllık orta-üst zorluk derecesi bir koşu ve 3.000 + km koşu sonrası kemik yoğunluğu ve sağlığı gelişmiş olmalı. Yaşla beraber durgunluğa geçmesi beklenen akıl sağlığı, tersine, gelişmiş ve gelişmeye devam ediyor olmalı. Soğuk algınlığı, aksırık tıksırık gibi basit de olsa rahatsız edici olaylar uzakta kalmış olmalı. Araştırmalar bu tip düzenli ve çoğunluğa göre üst düzey bir program sonrası bağışıklık sisteminin tavan yapmış olması ve başta solunum sistemi olmak üzere diğer yaygın hastalıklara yakalanma riskini azaltmış olmalı. Corona konusunda çok iddialı yazamıyorum, ancak basit mantıkla tavan yapmış ve solunum başta gelişmiş diğer sistemlerle önemli bir direnç avantajı yakalanmış olmalı. Bu sitedeki ana konu olan ve yayınlanmış “Sağlığa Koşu” kitabımda birebir hastalıklarla eşleştirilen koşu faydaları devreye girmiş olmalı.

Koşu ile bağlantılı sağlıklı yeme-içme alışkanlığı. İsteyerek ya da alışkanlık diyelim yemek zamanlama, hacmi, yiyecek seçimi koşuya endeksli hâle geliyor. Uyku düzeni de tamamen koşuya bağlı gibi sanki. Koşmadığım zaman geceleri uyanma sıklığı artıyor.

Felsefi açıdan, üç ile yedi yıl koşu sonrası “koşmak, koşu” kimliğinize sanal olarak eklenen bir unvan olmakta imiş, dr, prof gibi, bu adam “koşucu- runner“; artık iyi yada kötü mana da… Bu seviyeye eriştikten sonra Nirvana’ya barış ve huzura erişilmekte. Bu seviyede artık enerji seviyesi rutini, meditasyon, biyolojik olarak somatik istek, baş başa kalma zamanı için koşmak-koşu gerekli bir davranış biçimi oluyor. (Bu arada koşulara başlamanın yedinci senesinde Nirvana ufukta görünmesi gerekir.)

Bir diğer konuda EpiGenetik olarak mevcut genlerin üzerine işlenen koşu ve beraberinde gelen düzen, sağlık, genleri etkileyip değiştirmekte ve bu özellik, gençler için, gelecek nesillere aktarılabilecek şekilde düzenlemelere yol açıyor insan genomunda.

Bütün bunların üstüne bence, en önemli konu şimdilik en azından önümüzdeki yıl, 2021, için en az 2020 kadar belki de Corona bizi terk etmesi ve yarışların başlaması ile, daha da fazla koşu yapma olanağı ve bu olanak için hazır bir altyapı, mental ve somatik olarak…

Ankara, 01 Ocak 2021

“…de ne kazandın? … so what?” için 2 yorum

  1. Helal olsun Cengiz, gene çok güzel yazmışsın. Vücudumuzun el verdikçe koşmaya devam… !

Gündüz Ateş için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.