Cross-Training

Cross-Training (CT) belli bir disiplinde çalışma yapan sporcunun zaman zaman başka disiplinlerde çalışma yapması anlamında kullanılıyor; Türkçesi Çapraz-Eğitim pek aynı anlamı vermiyor ya da henüz alışamadım. Örnek olarak benim gibi veteran bir koşucu için bazı günlerde yaptığım yüzme ve son zamanlarda çokça takıldığım ağırlık ve yine yabancı bir kelime ile calisthenic CT sayılıyor. Teknik olarak faydası hem tek bir dalda yapılan çalışmada atıl kalan kasların devreye sokulması hem de psikolojik olarak değişiklik oluşturması.

Koşuya müsait olmayan çevre ve müsait olsa da insanlar tarafından engellenen, yadırganan koşu faaliyetlerime bir süre salonda koşu bandında yapmaya başladıktan sonra yanı başımda duran alet ve ağırlıklara dadanma ile başlayan CT faaliyetlerim kısa sürede fayda sağlamaya başladı. “Her işte bir hayır olmalı, iyi niyetli olduktan sonra” düşüncesi ile olayı bilimsel olarak da mercek altına almamla birlikte epey yazı okudum, okuyorum. Meraklı olanlar ya da bu yazıyı tesadüfen okuyup meraklanacaklar için bazı notlar düşmeni faydası olacağına inanıyorum. Başlangıçta belirtmem gerekir Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Profesörü Ali Demirsoy bugün izlediğim bir videosundan duyduğum “milletimiz gezmeden bilgin, çalışmadan zengin, öğrenmeden bilgin” lafına spor yapmadan sporojen (-gin” ekli bir kelime bulamadım) eklemek istedim. Bir konuda çalışmadan, araştırma yapmadan yorum yapar duruma düşmemişimdir umarım, bu kadar vücut geliştirme sporu yapanlar nezdinde.

Konu şu idi: Altı aya yaklaşan koşu ve CT olarak ağırlık ve calisthenic (Şinav, mekik, barfiks çekme) çalışmaları ile birlikte yaptığım literatür tarama ve okumalarında nasıl bir yöntem takip edilmesi gerektiğini öğrenmeye ve uygulamaya çalışıyorum. Bugüne kadar spor salonuna girdiğimde hemen koşu bandında programıma göre koşmaya başlıyor ve sonrasında ağırlık kısmına geçiyordum. Ancak özellikle interval ve HIIT ile yokuş koşuları sonrasında epey bitkin düştüğüm halde yaptığım vücut çalışmalarında istediğim verimi alabildiğim kuşkulu idi.

Öğrendiğim kadarı ile yapabileceğim hareket tarzları: 1. Aynen devam etmek, yani koşu sonra vücut 2. Tam tersi vücut sonra bitişte koşu 3. Biraz ondan biraz bundan, ki bunu bazen yapıyordum, önce 10-15 dakika koşarak ısınıp ağırlığa geçip arada ve sonda tekrar banda çıkmak 4. Farklı günlerde koşmak ve vücut.

Bu seçeneklerin her birinin diğerine göre üstünlük ve dezavantajı oluyormuş. Hangisi öncelikli ise mevcut enerjinin önemli bir kısmını ona ayırmak daha faydalı deniyor, kalanla diğerini bitirmek. Yani koşucu birisi için bacak kasları ve koşma ile ilgili sistemleri geliştirmek öncelikli ise önce koşmak öneriliyor; bence makul ve mantıklı. Yine olayın sıkıcılığı ve daha sonra çıkacak araştırmalarda yer alacak “şu daha faydalıymış” gibi durumlara karşı önlem almış olmak için bazen koşu bazen de vücut önce yapılabilir, isteğe, zevke ve en önemlisi vücut gelişimine bağlı olarak.

Fakat her durumda en önemlisi, koşucu için sadece koşarak antrenman belirli bir süre sonra bir platoya eriştiriyor ve monotonlaşıyor. Diğer taraftan sadece bacaklar ve buna bağlı kardiyo ve tüm organlar gelişmesi durumu oluşmasına rağmen CT ile, örneğin gerçek bir yüzme antrenmanı ile nefes ve kollar epey gelişirken, ağırlı çalışmaları ile üst vücut kasları, kollar, göğüs, karın kaslarının belirmeye başlaması hem görsel hem motivasyon hem de koşu için çok önemli ve faydalı gibi geliyor bana… Ankara 9 Şubat 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.