Gelecek 50 Yıl ve BİZ

Önemli buluşların kronolojisine bakıldığında ateş, tekerlek, yazı gibi tarih öncesi buluşlardan sonra, “Barut” ile başlayan listede, “Güneş Sistemi keşfi, matbaa, elektrik, yine bir patlayıcı dinamit” görülmektedir. Son 50 yılda bu buluşlar hızlanmakta ve gelecek 50 yıla ışık tutacak buluşların ana kategorilerindeki ilkler başlamaktadırlar.2000 Yılına kadar listelenen bu buluşlardan bazıları:

  • Transistorun icadı, 1948 BARDEEN, BRATTAIN ve SCHOCKLEY ABD        
  • Ticari bilgisayar hizmete sokuldu 1951 IBM şirketi ABD  
  • DNA moleküllerinin yapısının keşfi 1953 Francis Crick ve James Watson İngiliz& ABD
  • Uzaya SPUTNİK 1 uydusunu fırlattı 1957 SSCB   
  • İlk kalp naklini 1967 Barnard  G.Afrika
  • Aya ayak basan ilk insanlar oldular 1969 Neil Armstrong ve Edwin Aldrin ABD
  • Sanal gerçeklik tasarlandı, internet insanlığın kullanımına açıldı. 1991 ABD
  • Uzay aracı Marsa iniş yaptı 1997 NASA ABD       
  • Genetik bilimde ilk somut başarı olarak bir koyun kopyalandı 1997 ABD
  • İnsan Genom Projesi 2003 ABD

http://tr.wikipedia.org/wiki/Bulu%C5%9Flar” sitesinde yer alan listeden öylece alınanbir parça yukarıdaki.Böyle bir listeyi ararken dikkati çeken, 1950-2000 arasında gittikçe hızlanan bu buluşlar, 2000 yılından sonra o kadar hızlanıyor ki, benzer bir liste bulmak nerede ise olanaksız hale geliyor. Ancak bilimsel dallara  ayırarak izlenebiliyor. Örneğin “Genetik alandaki buluşlar, Tıp’ta buluşlar, Uzay, Matematik, Elektronik-bilgisayar.

Burada izlenmekten kasıt sadece ne olduklarını görebilmek, yoksa bilimsel olarak sadece bir bilim dalını bile izleyebilmek için bunun da alt dallarına inerek, hem çok vakit hem de bilgi birikimi özel ilgi gerekiyor.

Diğer bir dikkat çekici nokta çok azında ABD dışında ülkelerde gerçekleşiyor, sonlara doğru iyice azalan SSCB (Rusya), Avrupa ve Japonya.

Bu arada İnternet’te bazı sitelerde bizim buluşlarımızın ne kadar çok olduğunu öne çıkaran ya da evrim başta olmak üzere bu bilimsel  teori ve araştırmaların safsata olduğunu iddia edilmekte. Ancak bu görüş sahipleri Galileo ‘yu yargılayanlar gibi bilimsel karşı tezlerden değil duygulardan ve dogmatik görüşleri kendilerine destek olarak kullanıyorlar. Daha düne kadar aya gitmenin düzmece olduğu, TV seyretmenin daha önceden bir simge olan matbaanın günah olduğunu savunan bu kesim insanları bile teknolojinin heyelana dönüşen bu gelişimini sadece karşı çıkma açısından bile izleyemez duruma geldiklerinden bunların sitelerine itibar göstermek herkesin kendi yargılarına kalmıştır.

Yine bu listeden gidilecek otoyollar görülebilmekte, elektronik-bilgisayar, genetik, uzay, tıp, tabi bu yollardan etkilenecek sosyal alanlar, eğitim, psikoloji, toplum bilimi, bunları kontrol etmeye çalışacak hukuk başta olmak üzere tüm yaşam alanları.

Bu noktadan itibaren GELECEK açıkça görülüyor; Gelişmeler, izlenemeyecek ve yaşamımızı kökten değiştirecek boyutlarda olacak. İyi haber, bizim gibi elli yaşlarındakiler (orta yaş) bunların nimetlerinden az da olsa faydalanabilecek, çocuklarımız iyice etkilenecek, torunlar ise tamamen bu olgulara göre biçimlenecek, kötü haber, yine açıkça görüldüğü gibi bu nimetlerden yararlanma ülkelerin gelişmişlikleri ile doğrudan bağlantılı olacak.

Bilim adamları, üniversiteler ve kendilerine “Futurist” denilen bu konuda araştırma yapan, yazı yazan kişiler gelişmelerin ivmesinden dolayı artık ancak gelecek  50 yıllık olabilecek bilimsel gelişmeler ve bunların topluma etkileri konusunda yazılar yazabiliyorlar. Bu yazıların çoğu halen yine çoğunluğu ABD üniversiteleri ve bilimsel kuruluşların sürdürdükleri çalışmalara dayalı ve bu çalışmaların hedeflenen sonuçlarına göre yazılıyor. Bu yüzden daha önce  “Nostradamus” kehanetlerinin zorlanarak olan olaylara uydurulması veya daha sonraları bilimsel düşüncelere, projelere değil, dayalı öngörüler gibi gerçekleşme olasılıkları düşük olmayacak. Nerede ise tamamı doğru öngörüler, ancak zamanlama konusunda farklı yorumlar olabilir, ve bir de henüz başlanmamış projeler mevcuttan çok çok fazla olacağından kapsam bakımından eksik kalabilecek.

Bu konuda okuduğum güncel ve orijinal kitaplar (bu önemli çünkü tercüme kitapların çoğunun orijinal eski tarihli olduğundan bilgiler çok eski ve kullanılamaz),  izlediğim yayınlarda  gelecekte neler olacağı detaylı olarak yer almaktadır.  Bu yazarlar ve bilim adamları zaten gelişmiş toplumlarda yaşadığından bahsettikleri gelecek kendi toplumları için var olacaktır. Diğerleri gelişmişlikleri oranda kırıntılarla idare edecektir. Bu nedenle “Gelecek 50 Yıl” getirecekleri farklı gruplarda incelenmelidir.

Bu noktadan itibaren “GELECEK 50 YIL ve BİZ” başlığının ikinci konusu yani “BİZ ne olacağız” öncelik almaktadır. Biz öznesini kullanan kişi ya da topluma göre bu olgular şekillenecektir.

Biz, eğer ABD ve ona yakın teknolojik seviyedeki ülkelerde yaşayanlar  ise, iyimserlik ön plana çıkıyor. Bu ülkelerde de toplum gelir ve statülere göre farklılık gösterse de, genelde büyük oranda kendilerinin oluşturduğu bu gelişmelerin nimetlerinden o oranda yararlanacaklar.  Neler bu nimetler, bir yandan biyolojik olarak mevcut vücutlar yenilenme olanağına kavuşurken diğer taraftan gelişecekler. Bu gelişmeler hem yaşamın uzaması hem de vücudun silikon, çelik ve başka maddelerle zenginleştirilmesi şeklinde olacak. Hastalık kavramı yavaş yavaş ortadan kalkacak. şu anda çaresiz, omurilik sakatlıkları, alzheimer gibi hastalıklara sahip olanlar bunların üstesinden biyolojik ve/veya elektro-mekanik olarak gelebileceklerdir. Bu gelişmelerde kök hücre çalışmaları bugün bile tedavilerde kullanılmaya başlanmıştır. Kanser tamamen kontrol altına alınmış olacaktır. Bu insanlar evrimi kontrollerine alarak yaşamın kendisi ve insan yaşamını kullanır hale geleceklerdir. Bu toplumdakilerin gelecek nesillerini oluşturacak çocuklar, torunlara istedikleri zeka ve fiziki yapıda, anne karnında veya tamamen yapay ortamlarda  sahip olabilecekler ve bunların ömürleri şu anda tahmin edebileceğimizin ötesine geçebilecektir.

“Man-Machine Interface” projeleri ürünü olarak insanlar daha kabiliyetli ve değiştirme olanağı sayesinde sonsuz ömürlü organlara sahip olabilecekleri gibi, beyinlerindeki bilgilerin transferi sayesinde “backup” olanağına kavuşarak bir nevi ebedi yaşam olanağına kavuşabilecektir.

Bilgisayar, İnternet o kadar gelişecek ki, insanlar kendilerine monte edilecek silikon organlarla, ayrı bir cihaz kullanmadan sanal ortamlara girebilecek, istedikleri bilgi, görüşme toplantılara fiziki olarak yer değiştirmeden erişebileceklerdir. Bu kapsamda okulların ortadan kalkması ve eğitimin hem süresi hem de vasıtaları tamamen değişecektir.

Yine bu toplumlarda şimdi robot dediğimiz yardımcılar herkesin gereksinimi ve isteğine göre “bio-elektro-mekanik “ melezinde kullanıma sunulacaktır. Bugün başlatılan kimyasal olarak üretilen biyolojik yaşam deneyleri devamında var olmayan yeni canlılar ortaya çıkarılabilecektir.

Uzay çalışmalarından alınabilecek sıçrama olasılıkları şimdiki aklımıza sığmayacak boyutlarda olacaktır. SETI araştırmalarının da gelişmesi ile insanların pasif kaldığı ortamda dış dünyadan gelebilecek olası gelişmiş yaşam türlerinin getirecekleri ve aktif roldeki insanların mevcut projelerindeki daha uzağa açılma çalışmaları sonrasında elde edilecek teknolojik gelişmelerin bu açılımlarda elde edilebilecek çığır açabilecek karşılaşmalar belki elli yılda tam olarak görülemeyecek ama bu sürede de önemli ilerlemeler elde edilebilecektir.

Bu listeyi o kadar uzatabiliriz ki…

Aynı zamanda bu gelişmeler sonrası ortaya çıkacak etik, hukuki ve sosyal konularla ilgili çalışmalar da aynı hızda sürdürülmekte. Örneğin insanların genleri kontrolüne aldığında ilk yapacakları çocuklarını en üstün genetik yapıda oluşturmak. Böylece IQ 200, uzun boylu atletik, hastalık genleri ayıklanmış ve üniforma yakın nesiller oluşacak. Bu durumda ne sorunlar oluşabilir.  Ya bu tip bir nesli tehdit edecek bir mikroorganizma ya da doğa şartı oluşursa, bu sefer toptan imha olasılığı var, çünkü insanlığın milyonlarca yıllık evrimleri sayesinde doğal seçimle kalanlar en azından çok geniş bir dağılımda ve ortaya çıkabilecek bir felaket bir grubu etkiliyor, başka gruplar yaşamlarını sürdürebiliyor.

Diğer taraftan her şeye en üst düzeyde sahip olmanın getireceği psikolojik sorunlar neler olabilir. Gerçi psikolojik sorunlar beyinlerin tam kontrolü ve gerekirse düzeltici tedavilerle ortadan kaldırılabilir olacak.

Yine, ilave özelliklerin insana katılımı sonrası çok farklı yapıda gruplar ve özellikte insanlar ortaya çıkacak, bunlar nasıl kontrol edilecek. Çizgi masal kahramanları, Süpermen, Örümcek Adam, yada “HEROes” dizisinde ya da “The 4400” dizisindeki  her biri ayrı süper yetenekle donatılan kişilerin kontrol ve koordinasyonu nasıl olacak. Etik ve hukuki kavramlar ve kurallar kim belirleyecek,, nasıl uygulanacak?

Bunun gibi binlerce konu yine binlerce üniversitenin ilgili departmanları bünyesindeki binlerce araştırma grupları tarafından üzerinde çalışılmaktadır.

Biz, eğer, biraz daha az gelişmiş ülke insanlarının öznesi ise, o zaman durum karmaşıklaşıyor. Bu toplumun kaymak kesimi olan bir eli içerde bir eli ABD’de olanlar bu nimetlerden öngörüleri ve olanakları kapsamında yararlanabilecekler, halen de yararlanmaktalar zaten. Zengin ve bu devrin çaresiz hastalıklarına tutulan bu grup ölümlerinin ABD’de son zamanlarda da ABD deney alanı Çin’de gerçekleşmesi bu yüzdendir. Bu grup dışında kalan orta ve alt sınıf bu dönemde de asgari ücretle geçinmeye çalışırken anlamsız tartışmalar, uyuşturucu etkili dizi ve yarışma programlarındaki kişileri kendileri ile özleştirme rüyalarına devam edeceklerdir. Ancak, şimdilerde sosyal, kültürel ve ekonomik olarak oluşan farklılıklar artık bio-elektro-mekanik olarak yapısal olarak da ortaya çıkacağından bu tehdidi tamamen yukarılara havale ederek onların kendi kendilerini mahvedeceği hayalleri ile birbirleri ile çekişmeye devam edeceklerdir.

Beterin beteri var diye avunaacaklar için, son sıradaki ülkelerde yaşayanların hiç şansı olmayacağını belirtmek hiç de abartılı olmayacaktır. Bunlar için  ara sıra TV’lerde izlediğimiz  ilk çağ görüntülerindeki yaşam devam edecektir. Ancak tek şansları, eğer üst gruptaki toplumların gelişmeleri kapsamında sınırsız bir kaynağa erişmesi, bugün var olan fakirlere yardım kurumlarının baskılarını artırması sonucu belki sahip oldukları teknolojinin eski versiyonlarını bunlara uzaltabileceklerdir…Ankara, 2008

“Gelecek 50 Yıl ve BİZ” için 3 yorum

  1. Hamdolsun !
    Bu günümüze şükür !
    Aman sesini çıkarma bunu bile bulamayanlar var !
    Yarına Allah kerim!
    Alın yazımız böyleymiş !
    Kader ! …………………………………….ila

    🙂

    1. Aga Gündüz,

      senden bir hikaye bekliyorum, yaş 60 sonrası Naxcivan, ya da Fizan’dan Naxcivana ya da senin seçeceğin orta yaşta başlamış bir faaliyet, siteye koymak için.
      Bu site sadece benim değil 50-60 yaş sonrası tüm gençlerin olacak,
      Azeri dilinde tercihen,
      təşəkkür

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.