Kaçıncı Oldun

Altmış yaşına yakın yarı-maraton ve nihayetinde uzun bir hazırlık dönemi sonrasında full-marathon koşmuşsun, kendine göre PR (Personal Record) erişmişsin.

Günlerce disiplinli antrenman yaparak, dikkatli beslenerek, yarış gününe kadar hasta olmadan erişmeye çalışarak fakat sürekli küçük sakatlıklara duçar olarak ve bunların üstesinden gelmeyi becererek, yarış öncesi gerekli tüm son hazırlıkları internetten elde ettiğin bilgiler doğrultusunda tam olarak yerine getirmeye çalışarak, genelde erken saatlerde başlayan yarış için en azından iki saat önce yola çıkarak, yarış yerine belirli bir mesafede terkedildikten sonra, soğukta kalabalığa karışıp koşu başlama saatini beklemişsin. Nihayet o kargaşa arasında kendine göre bir tempo tutturup bir sürü genci ardına takarak koşmuşsun. İlk 5 kilometre, 10, 15, derken yarışı bitiren iddialı atletlerin soğumak için geri dönmelerinden son kilometrelere geldiğini anlayarak biraz hızlanmaya çalışman, ancak bacaklarda biriken laktik asit nedeniyle beş metre önündekini geçememen, fakat en sonunda finiş işareti ile birlikte, yorgunluk, mutluluk, zamanı kontrol etme.

Belirli bir yaşta bir şeyi başarmış olmadan dolayı biraz pohpohlanmak, hava atmak maksadı ile dost akrabalara e-mail, telefon ya da yüzyüze anlatıyorsun: Yarı maraton koştum, 1:45:49 kendi PR kırdım. İlk yorum dereceye girdin mi?

Neye göre derece, ne koştun, kaç kişi katıldı, hangi yaş grupları, bir yarı maratonda koşu süresi nedir, hiçbir kriter olmadan sadece dereceye girdin mi? Doğal olarak öncelikle yarı-maratonun, maraton’dan türetilmiş bir mesafe, Avrupa ölçeğine göre 21.100 metre, Amerikalılara göre 13,1 mil olduğunu, bayan ve erkek ana kategorileri haricinde, bir de yaş gruplarına göre sıralama yapıldığını, burada uluslararası ve milli atlet emeklilerinin de boy gösterdiğini ve bizim gibi “late bloomers” bir meşgale, zevk, kültür, hobi ve sağlık açısından bu yarışlara sonradan arkadaş, çevre teşviki ile dahil olduğunu anlatmak durumunda kalıyoruz.

Olsun, bu da tuzu biberi!!!

Reading, 7 Haz 2015

“Kaçıncı Oldun” için 3 yorum

  1. Tabi ben pis çarkçı olarak zatialileri gibi köprüüstü taifesine göre daha tedbirli davranıyorum. Motor su hararet yapıp yatak sarmasın deyu sabah kahvaltısını müteakip 1 saat kadar hızlı tempo ile yürüyorum. Serin ve temiz havada çiçek kokularını içime çekip kuş seslerinin arasında (naxçivan)
    Gerçi Ankara’daki ortamda aşağı yukarı aynı.
    Malzeme yorgunluğunu da göz önüne alıp makineleri istikrarlı kullanalım lütfen 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.